
Kemençe ve tulum virtüözü. Karadeniz ezgilerini geleneğin kıyısından alıp bugünün sahnesine taşıyan bir ses, bir nefes, bir miras.

31 Aralık 1980'de Üsküdar'da doğdu. Annesinin bağlamayla başladığı yolculuk, dokuz yaşında bir çocuğun ellerinde başka bir nehre döndü.
Aslen Rize Pazar Tütüncüler köyünden olan Selim Bölükbaşı, dokuz yaşında bağlama, klavye ve ritim sazlarıyla başladığı yolculuğa on yedi yaşında tulumla devam etti. Laz kültürüne ve Karadeniz müziğine henüz uzakken tutuştuğu enstrümanı ilk başta yanlış teknikle çaldı; zamanla doğru tekniği bulup geliştirerek tulum üzerinde devrim niteliğinde değişikliklere imza atacak yenilik tutkusunu da ateşledi.
İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nın Çalgı Yapım Bölümü'nde okurken Laz müziğinin önemli ismi Birol Topaloğlu ile tanıştı; bir yıl boyunca vokalde, ardından tulumla da kendisine eşlik etti. "Sultans of the Dance", "Anatolia", "Şaman" ve "Anadolu Ateşi" gibi halk oyunları projelerinin sahnesinde yer aldı; Topaloğlu ile birlikte İskoç Hevia grubuyla Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda tarihte ilk gayda-tulum düetini gerçekleştirdi.
2001'de Kazım Koyuncu ile çalışmaya başladı; onun ısrarıyla yalnızca iki ay içinde kemençeye geçti ve "Hayde" albümündeki "Selimina"nın enstrümantal bestesini yaptı. Müzisyen arkadaşı Cafer İşleyen ile birlikte ATV'de yayınlanan "Kuşdili", Star TV'de "Kaybolan Yıllar", Kanal D'de "Sultan Makamı" gibi dizilerin; "Sen Ne Dilersen", "Çinliler Geliyor" ve "Kilit" gibi film ve televizyon yapımlarının müziklerine kemençe ile imza attı. Tekfen Karadeniz Filarmoni Orkestrası'na kemençe ile eşlik ederek Türkiye'de Batı müziğiyle kemençenin sentezi adına bir ilke imza attı.
2004'ten 2025'teki vefatına kadar Volkan Konak ile sahneyi paylaştı; Karadeniz'in sesini bir dostluğun sıcaklığında dünyaya taşıdı. 2019'da New York Türk Günü Yürüyüşü ve Antalya Piyano Festivali Symphonic Project sahnelerinde, ezgilerini uluslararası bir platforma çıkardı — Bölükbaşı, Karadeniz'in sesini sadece çalmadı, biçimlendirdi.

31 Aralık'ta İstanbul'da, kökleri Rize Pazar'a uzanan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Annesinin bağlama çalmasıyla müziğe ilgi duydu. Dokuz yaşında bağlama, klavye ve ritim sazlarıyla yolculuk başladı.
On yedi yaşında tulum çalmaya başladı. Laz kültürü ve Karadeniz müziğinin derinliklerine indi.
İTÜ Konservatuvarı yıllarında Kazım Koyuncu ile yolları kesişti. "Hayde" albümünde "Selimina"nın enstrümantal bestesini yaptı.
Koyuncu'nun vefatının ardından Volkan Konak ile çalışmaya başladı. Birçok albüm ve televizyon programında kemençe ve tulum çaldı.
İlk solo albümü "Akl-ı Selim" Poll Production etiketiyle yayımlandı. Solo sanatçı kimliği güçlendi.
İkinci albümü "Karadeniz Kıyı Türküleri"ni yayımladı; bölgenin yerel ezgilerini stüdyo titizliğiyle harmanladı.
New York Türk Günü Yürüyüşü ve Antalya Piyano Festivali Symphonic Project sahnelerinde Karadeniz'in sesini dünyaya taşıdı.
"Dünya Zalim" ve "Mağusa Limanı" gibi single'larla solo kariyerinde yeni bir sayfa açtı.
Volkan Konak'ın anısına ithaf ettiği yeni eseri yayımlandı. Bir dostluğa, bir mirasa ses oldu.
Geleneği bozmadan, onu daha geniş ufuklara taşıyan üç dokunuş.
Tulumda tüm seslerin tam entonasyonlu hallerini geliştirdi. Hicaz, kürdî, nihâvent, sabâ, hüseynî, rast — bir nefese sığdı tüm makamlar. Kadın sanatçılar başta olmak üzere herkesin sahnede rahatlıkla tulum çalabilmesinin yolunu açtı.
Kemençenin ses aralığını genişletti. Geleneksel tek oktav sınırını kırarak farklı tonlamaların kapılarını açtı.
Bas kemençe tasarımı. Karadeniz'in çevik sesine derin bir bas refakat ekledi; orkestra ile kemençeyi aynı dilde konuşturdu.
Karadeniz müziği ile yapamayacağınız müzik yok. Rock, reggae, jazz — müthiş olur. Tabii bu çalışmaların bilinçli bir şekilde yapılması en önemli nokta.
Yeni albüm duyuruları, konser tarihleri ve sahne arkasından kareler için sosyal medya hesaplarımı takip edebilirsiniz.
Kemençenin telleri her dem birine değer — bir esere, bir anıya, bir kıyıya.